aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun bir başladımı kalbine işler dantel gibi nakış nakış sökemesin söktüğün zaman için acır öyle acır ki ölmek istersin aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun o ayrılık ölümden beter o öyle bir duygudur ki yüreğini yakar öyle bir yakarki söndüremesin söndürsen bile külü kalır o kül bile yüreğini tekrar yakar ve yüreğin yangın yeri olur gider o öyle bir duygudur ki içini dalgalı fırtınayı bir deniz haline kalbini ise başından karı eksik olmayan ağrı dağı haline getirir aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun geldiğinde bahar gelir yüreğine çiçekler açtırır ruhunda gittiğinde günlünde sonbahar rüzgarları estirir döker açtırdığı çiçekleri yaprakları savurur her bir yana her düktüğü çiçekle yapraklar içinde bir şeyler alır götürür ve buda sana dayanılması zor acılar yaşatır aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun
bir mechullerdeyim şimdi nerden estiğini bilmediğim bir rüzgar Sessizce penceremden girdi
ayrılık ayrılık sanki alıp verdiğim nefesimdi donup kaldım içim buz gibi şimdi sensizim bu hayatım münzevi sevgimi kalbimi ciğerimi jilet gibi kesipte gecti
ayrılık karanlık bir oda gibi yazıp çizersin ama söyleyemezsin nerde nasıl durduğunu bilemezsin hissedersin belki ama gitmiştir gittiğini göremezsin
ağlıyorsun geceleri hani kuru yapraklara yazmıştın o günleri sonbahar da dökülüp gitsin bak sonbahar gelmeden bitti adını koyamadığın yalnızlığın adını koyamadığın karanlığın adını koyamadığın rüzgarın anılarını acılarını sildi geçti
peki unutabildin mi sen başka gözler de aşkını görebildin mi bak bak ben seni yazıyorum ne cok zaman geçmiş saatler sana durmuş
bak yine o şarkı ben seni unutamadım ki ben senden ayrılamadım ki yıllar yıllar neleri götürdü özünden hatırladın demi peki beraber söylenen bu şarkı ne oldu şimdi sözler sözler şimdi ağır mı geldi
bak şimdi ayrılık vakti odamı aydınlatan yıldızlarım unuttu seni senden kalan ne varsa sildim geçtim sanki titretiyor kalbimi acılarım ,kapandı artık sana olan tüm sayfalarım severek ayırdın sol yanımı
(Ayna) Lar göstermiyor gerçekleri bitmez demiştik bak gör nasıl da bitti sol yanım sanki acıyor gibi ama gittin ya dayanırım dayanırım Sensizliğe Sessizce Katlanırım
Cahit Sıtkı Tarancı Bütün Şiirleri – Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri
Aşk İle Cahit Sıtkı Tarancı
Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut Unut diyor o güzel günleri unut Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman Kuşlar av peşinde balıklar pusuda Çok gerilerde kalmış cıktığım liman Yok görünürde sığınacak bir ada
Baktım ki o musibet gün gelip çatmış Yolcusunda tayfasında şafak atmış Ne yelken kar eder ne kürek ne istim Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi Aşk ile koskoca dağları düz ettim Avladım sonunda o civan kekliği
Kulak Ver Ki… Cahit Sıtkı Tarancı
Kulak ver ki havasında bahçemizin, Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden Bir türkü söylenmede kendiliğinden; Nasıl dinlersen öyle, sen veya hazin.
Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel; Dallardaki tomurcukları ürperten Bir türkü söylenmede kendiliğinden; Dinlenmedikçe ömrün artar, öyle güzel!
Korktuğum Şey Cahit Sıtkı Tarancı
Gün çekildi pencerelerden; Aynalar baştan başa tenha. Ses gelmez oldu bahçelerden; Gök kubbesi döndü siyaha.
Sular kesildi çeşmelerden; Nerden dolacak bu taş nerden, Nergislerin açtığı yerden Ey kuş uçurtmıyan ejderha?
Ne yardan geçilir, ne serden; Korkuyorum bu gecelerden. Bel bağladığım tepelerden
Karasevda Cahit Sıtkı Tarancı
Bir kere sevdaya tutulmaya gör; Ateşlere yandığının resmidir. Aşık dediğin, Mecnun misali kör; Ne bilsin alemde ne mevsimidir.
Dünya bir yana, o hayal bir yana; Bir meşaledir pervaneyim ona. Altında bir ömür döne dolana Ağladığım yer penceresi midir?
Bir köşeye mahzun çekilen için, Yemekten içmekten kesilen için, Sensiz uykuyu haram bilen için, Ayrılık ölümün diğer ismidir. İlk Aşk / Cahit Sıtkı Tarancı
Felek ne kadar kahretse kalbimize, Zaman zaman hatırladığımız olur, Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize; Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.
Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz! Balkonundan gül atan cömert sevgili! Aşkınla deli divane olduğumuz, Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.
Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz, İlk aşk gecesinin masum yeminleri, Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz? Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.
Abbas / Cahit Sıtkı Tarancı
Haydi abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalp ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber Sal çıksın bu gece; Görünsün söyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumanı, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Otuz Beş Yaş / Cahit Sıtkı Tarancı
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünüyorsunuz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim: Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar. N’eylesin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla taşında
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını neden akşam oluyorum tren kalkınca kırlangıçlar birdenbire çekip gidince mendiller sallanınca neden tıkanıyorum öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki az öceki çiçekler nasıl da diken diken gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
akarsuya bırakılan mektup hasan hüseyin korkmazgil akarsuya bırakılan mektup sözleri Hasan Hüseyin Korkmazgil Akarsuya Bırakılan Mektup şiiri
Akarsuya Bırakılan Mektup
incecikti gül dalıydı dokunsam kırılacaktı dokunmadım kurudu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını neden akşam oluyorum tren kalkınca kırlangıçlar birdenbire çekip gidince mendiller sallanınca neden tıkanıyorum öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki az önceki çiçekler nasıl da diken diken gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Çekildi gözlerin lacivert sulardan Ay gitti Hani bu sondu Hani ağlamak yoktu Geride yosun kokusu Ve sarkılan egenin Geride korku Yaz bitti Ay düştü ellerimden İsmin Şimdi Şurada, Üstünde Şu İskelenin Yaz bitti Sesin Ay düştü içimden Bütün şarkılar gibi kederli Unutulmuş bir akşam tanışıklığı kadar derbeder Her şeyi aslına döndüren bir ateş, aşk ve nâr İşte sonbahar Yaz bitti Çekerek içimden ne varsa İyot kokan deniz kokan sen kokan Rüzgarı saçlarına benzetmek Ve saçlarını rüzgara verişini beklemek Bir taburenin üstünde Oturup seni özlemek bitti Ay gitti ellerimden Yaz bitti Hadi ömre yürüyelim Geriye şiirler kalsın Belki kimsesiz anılar Sevdanın yoksullarına dağıtacak kadar Belki bir imbatla Bir martı kanadında ya da Yarım bırakılmış bir akşam şarkısında En iyisi bir dalganın köpüğünde kalsın adın Anlaşılan Artık olmamalısın Radyolarda şarkılar dinlemeliyim Hangisi sana benziyorsa Ben de biraz söylemeliyim Güneşi avuçlarımıza bırakan Bir temmuzun ardından Yürüyüp gitmeliyim Seni lacivert sularından çıkarıp egenin Okyanusların bitimsiz mavilerine terk etmeliyim Kimbilir Belki de artık üşümeliyim Hey sonbahar Ben şimdi seni sevmeliyim Yaz bitti Sesin Ay düştü Mavi neonları söndü Sahil çay bahçelerinin Ortalıkta birkaç sarı yaprak Yarım bir çay Ve sadece hatıralar, var Yaz bitti